Haber

Prof. Dr. Aziz Çelik: “Hükümet, Mehmet Şimşek ve Ekonomi Yönetimi Emeklilere Fazla Kaynak Ayırmak İstemiyor.

NİŞANUR YILDIRIM

Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Bugün yükselin.Burada bir kaynak sorunundan bahsetmek mümkün değil.Kaynakların kime tahsis edileceği merak konusu.Hükümet Mehmet Şimşek, ekonomi yönetimi bu konuda emeklilere çok fazla kaynak ayırmak istemiyor. Kesmek istiyorlar. Asgari ücret 17 bin lira, açlık sınırı 14-15 bin lira. Bir emeklinin 10 bin lirayla geçimini sağlayacağını düşünmek gerçekten haksızlık. Çelik, ” Dengeli bir artışın sağlanması için emeklilik oranlarından güncelleme katsayısına kadar 2008 öncesi sosyal güvenlik sistemi norm ve kurallarına dönülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bu sistem çalışmayacaktır. Birkaç dönem sonra emekli maaşlarının neredeyse tamamı tabanda eşitlenecek. Esas itibariyle şu anda tabanda eşitlenmiş durumdalar.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yapılan kabine toplantısının ardından SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine yönelik zam oranının yüzde 5’lik ilave artışla yüzde 42,6 olacağını açıkladı.

Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Çelik, ANKA Haber Ajansı’na emekli maaşlarındaki artış oranını değerlendirdi. Emeklilere verilecek zam oranının gerçeği yansıtmadığını belirten Çelik, emekli maaşı 7 bin 500 liranın altında kalanlara yüzde 33 zam verileceğini söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve grubunun uyguladığı neoliberal yaklaşım nedeniyle fiyatların baskılandığının altını çizen Çelik, şöyle konuştu:

“Ülkemizde emekli maaşları iki farklı sistemle belirleniyor. Kamu emeklilerinin maaşları toplu sözleşmedeki artışa göre belirleniyor. Dolayısıyla 2024 Ocak ayında emekli memurlara yüzde 49,25 oranında zam yapılacak. Ortaya çıkan farkı alacaklar. toplu sözleşmeden 6 aylık resmi enflasyonun üstüne. Ancak personel ve memurlara yüzde 49.25 zam yapılacak. Emekliler açısından yasa sadece resmi enflasyon öngörüyor. Resmi enflasyon son altı ayda yüzde 37.6 olarak açıklandı. Bunun üzerine emeklilerde bir beklenti oluştu. Personel ve BAĞ-KUR emekli maaşlarındaki artışın memur emeklileri seviyesine indirileceği beklentisi oluştu. İkinci olarak kamuoyunda bir beklenti oluştu. Asgari emekli maaşının yeniden artırılacağı beklentisi vardı ancak dün hükümetin açıklamasıyla her iki konuda da ciddi bir hayal kırıklığı yaşandı. Altı ayda yüzde 37,6 olan artış 5 puan azalarak 42,6’ya geriledi.

“YÜZDE 42,6 ARTIŞ İDDİASI DOĞRU DEĞİL. EN DÜŞÜK EMEKLİLİK ÖDEMESİ YÜZDE 33 ORANINDA ARTTIĞINA GÖRE EMEKLİLERİN GERÇEK ALINAN MİKTARDAKİ ARTIŞ YÜZDE 33,3 OLACAK”

Bu emekli maaşlarının yüzde 42,6 oranında artırıldığı kamuoyu tarafından yorumlandı. Bu gerçeği yansıtmamaktadır. Bunun temel sebebi ise kök aylık tuhaflık dediğimiz uygulamadır. Bu artış emeklilerin kendi aylıklarına yapılacak olup, asıl aylıklarındaki artışın 10 bin liranın altında kalması durumunda emekli maaşlarına Hazine tarafından 10 bin lira ilave yapılacak. Şu anda tamamlanma süreci nedeniyle emekliler 7 bin 500 lira alıyor. Dolayısıyla 7 bin 500 liranın altında emekli maaşı alanlar daha düşük zam alacak. Örneğin; 7 bin 400 lira alana yüzde 40 zam verilecek. 7 bin 300 lirası olanlar yüzde 38,8 zam alacak. 7 bin 200 lirası olanlar yüzde 37 zam alacak. Aylık geliri 7 bin 10 lira ve altında olanlara yüzde 33 oranında zam yapılacak. Dolayısıyla yüzde 42,6 artış iddiası doğru değil. Asgari emekli maaşına yüzde 33 oranında zam yapıldığı için emeklilerin fiilen aldıkları tutardaki artış yüzde 33,3 olacak. Emekli maaşı daha yüksek olanlar için bu elbette 42,6 olacak ama ülkemizde emeklilerin çoğunluğu 7 bin 200 liranın altında emekli maaşı alıyor. Dolayısıyla hem emekliler hem de dul ve yetimler için artış bundan çok daha az olacaktır. Yani artış yüzde 33 ile sınırlı kaldı.

“EMEKLİLER RESMİ ENFLASYONDAN BİLE ZARAR GÖRÜYOR”

Mart ayında emekli maaşlarının son limiti 7 bin 500 liraydı. Resmi enflasyon Mart ayından bu yana yüzde 46 oranında arttı. Emeklilere verilen ortalama zam ise yüzde 33 civarında kaldı. ‘Emeklileri enflasyona sokmadık’ tezi saçmalığa dönüştü. Emekliler resmi enflasyonun bile baskısına maruz kalıyor.

“ZATEN AZ KAYNAK AYIRILDI. MEHMET ŞİMŞEK VE EKİBİ, AYIRILAN KAYNAKTAN DAHA AZ KAYNAK AYIRMAK İSTİYOR”

Mehmet Şimşek’in uyguladığı ve uygulamaya çalıştığı program ‘neoliberalizm’ dediğimiz programdır. Bu programın özü; Enflasyonun nedenini satın alma gücü ve fiyatlar olarak gören bir yaklaşımdır. Bu yüzden alım gücünü, fiyatları ve talebi bastırmaya çalışıyorlar. Bunu bastırmanın en önemli yolu ise halkın sağladığı maaş ve gelirleri düşük tutmaktır. İkincisi ise bütçeden ayrılan payı düşük tutmak. Bir yandan enflasyonla mücadele adı altında halkın alım gücünü düşürüp talebi düşürmeye çalışıyorlar. İkinci olarak bu tamamlanma süreci nedeniyle bütçeden sosyal güvenlik için bir miktar kaynak ayrılıyor. Düşük tutuyorlar. Zaten şunu da söylemek gerekiyor. Türkiye’de sosyal güvenlik ve sosyal hizmetlere bütçeden ayrılan kaynaklar son 10 yılda zaten azaldı. 2012 yılında bütçenin sosyal güvenlik ve sosyal yardım harcamalarının gayri safi yurt içi hasılaya oranı yüzde 5’e yakındı. Bu 2021’de 4,6’ya, 2022’de ise 3,5’e düştü. 2023’e ait bilgiler henüz açıklanmadı ancak bu düşüşün burada da devam edeceğini tahmin etmek mümkün. Aslında daha az kaynak tahsis ediliyor. Mehmet Şimşek ve grubu ayrılan kaynakların daha azını ayırmak istiyor.

“HÜKÜMET, MEHMET ŞİMŞEK VE EKONOMİ YÖNETİMİ EMEKLİLERE DAHA FAZLA KAYNAK AYIRMAK İSTEMİYOR. KESMEK İSTİYORLAR”

Türkiye’de sosyal güvenlik ve sosyal hizmetlere ayrılan pay geçmişte yüzde 6’lara kadar çıkabildiği ve ülke ekonomisi devam ettiği için bugün bu payın artma ihtimali var. Burada bir kaynak sıkıntısından bahsetmek mümkün değil. Kaynakların kime tahsis edileceği bellidir. Hükümet, Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetimi bu konuda emeklilere fazla kaynak ayırmak istemiyor. Bunu kesmek istiyorlar. Taban fiyatı 17 bin lira, açlık sınırı 14-15 bin lira. Bir emeklinin 10 bin lirayla geçinebileceğini düşünmek gerçekten haksızlık. Müjde olarak 10 bin lira teklif ediyorlar. Üstelik 2024 yılını emekli yılı ilan ettiklerini de söyleyebiliyorlar. Gerçekten anlaşılması güç bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu söylemek mümkün.

“20 BİN LİRAYA KADAR EMEKLİ BAYILIĞI YAPTIĞINIZI DÜŞÜNÜYORSANIZ BU SEVİYE HİÇBİR ZAMAN 2009-2010 SEVİYESİNE GELMEZ. BU YAPILABİLECEK BİR ŞEYDİR”

Hazine emekli maaşlarını ödemiyor. Emekli maaşlarını Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ödüyor. SGK emekli maaşlarını esas olarak prim gelirlerinden ödemektedir. Bu prim gelirlerine ek olarak devlet, kanun gereği SGK’ya katkı sağlamaktadır. Ayrıca bu tamamlama sürecinde olduğu gibi, asıl emekli aylığı ile tamamlanan emekli aylığı arasındaki fark da tamamlanmaya çalışılıyor. Emekli maaşlarının tamamını Hazine ve devletin ödediği yönünde bir yanlış algı var. Emekliler emekli maaşlarını kendileri ödüyor. Primler önceden kesilerek bu primler geri ödenir. Ancak bunun yeterli olmadığı durumlarda emeklilik ve sosyal güvenlik harcamalarını desteklemek amacıyla devlet bütçeden SGK’ya transferler yapmaktadır. 2008 yılındaki Sosyal Güvenlik Reformu’ndan bu yana bu bütçe transferlerinin giderek azaldığını söylemek mümkün. Sadece emekli maaşlarını desteklemek için bütçeden 2008’de yüzde 3,5, 2009’da ise yüzde 5,2 ayrıldı. Brüt içindeki oranından bahsediyorum. yerli ürün. Bu oran 2021’de yüzde 3,5’e, 2022’de ise yüzde 2,6’ya düştü. Şimdi emekli maaşlarını yani 20 bin lirayı ikiye katlarsanız ve aradaki farkı Hazine’nin karşılayacağını düşünürseniz bu seviye ancak 2009’daki seviyeye ulaşır. 2010’lar. Bu yapılabilecek bir şeydir. Bu kaynak bütçeden ayrılabilecek bir kaynaktır. Ancak bu kaynağı başka kaynaklara ayırdıkları veya yeterli kaynak toplamadıkları için emeklilerden bu kaynağı kesiyorlar. “‘Kaynak yok, kaynak bulunamadı’ argümanı gerçekçi bir argüman değil.”

Emekliliklerde kök maaş durumu ve emeklilerin insanca yaşayabilmesi için sosyal güvenlik sisteminde nelerin değişmesi gerektiği sorusuna Çelik, şu yanıtı verdi:

“ÖDEME SAÇMALIĞI KAHRAMAN BİR SİSTEM YARATTI. TÜM EMEKLİLERİ AŞAĞIDAKİ EŞİTLEŞTİRDİ”

“2008’de yapılanın tam tersini yapmak gerekiyor. Emekli maaşı oranlarını eski seviyesine indirmek, milli gelirin tamamını hesaplamak için güncelleme katsayısını eklemek, emekli maaşlarının alt limitini yükseltmek gerekiyor. Şu anda yüzde 35-40 seviyesinde. Bunun asgari fiyat seviyesine çıkarılması gerekiyor. Emekli maaşları artırılırken “Sadece resmi enflasyon değil büyümenin de dikkate alınması gerekiyor. Emekliler arasındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için intibak düzenlemesi adı verilen bir düzenleme yapılması gerekiyor. Sistem şu anda 2008 yılında 5510. madde ile yapılan düzenleme nedeniyle içinden çıkılamaz bir durumdadır. Hiçbir yama çalışmıyor. Türkiye’nin başı dertte.” ve emeklileri gözeten bir sosyal güvenlik düzenlemesinin yeniden yapılması gerekiyor. Kök emeklilik saçmalığı ucube bir sistem yarattı. Tüm emeklileri aşağı yukarı eşit hale getirdi. Tüm emekli maaşları düşürüldü. Tüm fiyatlar taban fiyata indirildiği gibi emekli maaşları da tabana indirildi.

“DENGELİ BİR ARTIŞ SAĞLAMAK İÇİN AYLIK BAĞLANTI ORANLARI VE GÜNCELLEME KATSAYISINDAN BAŞLAYARAK 2008 ÖNCESİ SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ NORM VE KURALLARINA DÖNÜLMESİ GEREKLİDİR”

Bunu ortadan kaldırmak ve istikrarlı bir artış sağlamak için aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayısından başlayarak 2008 öncesi sosyal güvenlik sistemi norm ve kurallarına dönülmesi gerekiyor. Aksi taktirde bu sisteme yama yapılmayacaktır. Birkaç döngüden sonra neredeyse tüm emekli maaşları tabanda eşitlenecek. Artık esasen tabanda dengelendi. Türkiye’de emekli maaşı ortalaması Ekim 2023 itibarıyla 7 bin 200 lira. 7 bin 500 liraya tamamlanıyor ama ortalama emekli maaşı 7 bin 200 lira. SGK’nın tüm emeklilere verdiği aylıkları emekli sayısına bölerseniz kişi başına ortalama emekli maaşı 7 bin 200 liraya düşüyor. En düşük temel emekli maaşı 4-5 bin liraya düştü. Bunun değiştirilmesi gerekiyor. “Sosyal güvenlik sisteminin emeklileri koruyacak şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.”

yesilhisar-haber.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu